Mutluluk!

Categories Motivasyon, PsikolojiPosted on

Mutlu Olmak

Bu hayata herkes tek bir amaç için gelir. “Mutlu Olmak”  Asıl önemli olan mutluluğa yüklediğimiz anlam ve mutluluğu yakalarken kullandığımız araçlar. Descartes’a göre mutluluk; bir ruh memnunluğu ve iç huzurdur. Mutluluk erdeme erdem de aklın iyi kullanılmasına bağlıdır. Aristo’ya göre ise; mutluluk insan yaşamının tek amacıdır ancak erdeme ve kusursuz bir karaktere ulaşılarak yakalanabilir.  Buddha’ya göre ise sonu mutluluğa varan bir yol yoktur. Çünkü yol mutluluğun ta kendisidir!

Mutlu olmak dediysem bişeyler içip eğlenmekten, çok paraya sahip olmaktan, bırakıp herşeyi kaçmaktan bahsetmiyorum. Zaten gittiğin her yere kafayı da götürdükten sonra ne değişir ki! O zaman geldik mi doğru noktaya kafayı değiştireceğiz arkadaşlar 🙂 Zihnimizi değiştirip ruhumuzu özgürleştirdik mi bir de iç huzuru yakaladık mı bizden mutlusu yok. Bebekleri düşünün; bebeklerin normal hali mutludur mutsuz olmak için bir neden gerekir. Karnı acıkır ağlar, altı pistir ağlar. İhtiyaçlarını giderince tekrar mutlular. Biz büyüdükçe durum tam tersine döner mutlu olmak için sebepler ararız. “Neyine mutlusun bu kadar” diye sorarlar adama! Biz de diyemeyiz ki bizim gerçek ruh halimiz mutluluk 🙂

Mutsuz ve depresif ruh halinin sebepleri aslında çok net;

–  Atlatılamayan travmalar

– Daha çocukken beynimize yerleşen olumsuz iç sesler

– Mutluluğu ulaşılmaz kılmak

– Şükretmeyi bilmemek

– İş stresi, toplumsal baskı

– Hayır demeyi bilmemek, duruma razı olmak

– Bizi mutsuz eden şeyleri hayatımızdan çıkaramamak

– Kaygı ve endişeli ruh hali

– Anı Yaşamama

Mutluluğun formülü çok açık bir sen, bir ben, bir de bebek kesinlikle değil! Mutluluk için aşağıda saydığımız oluş halleri çok önemli

– Mutlulukdan Ne Anladığımız

Mutluluk dediğimiz şey sakin dingin ve huzurlu bir ruh hali dışında hiçbir şey değil!  Onun için; sevgilim olunca mutlu olurum, okul bitince mutlu olurum, çok param olursa mutlu olurum gibi kriterlere kesinlikle bağlı değil. Eğer mutlu olmak için beklediğiniz birşey varsa üzülerek söylüyorum bu; asla mutlu olamayacaksınız demektir.

– Problemlerimiz İle Yüzleşmek

Hepimizin hayatında bir çok sıkıntılar var ve hepimiz kendimizi korumak için farklı egoları kuşanıyoruz. Bazıları kendine acıyıp benimde kaderim bu derken, bazıları öfke krizlerine girebiliyor. Bunların üstünü kapatmak da çözüm değil üstelik. Üstüne perde çekilmiş bir sorunumuz varsa eninde sonunda patlıyor. Hiç bir şekilde fark edilmese bile sağlık sorunu olarak hayatımıza giriyor. Geçmişte bile kalsa geçmiş travmalarımızla yüzleşmemiz, şifalandırmamız ve hayatımızda yarattığı tepki ve davranış şekillerini düzeltmememiz gerekiyor. Aslında tüm bu yüzleşme ve şifalandırmaların sonucunda adım adım özgürleşiyoruz. Düşünsenize omzunuzda taşıdığınız koca bir mutsuzluk kalkıyor 🙂

-Şükretmek ve Gülümsemek

Şükretmek ve minnettar olmak bizim nelere sahip olduğumuzun farkına varıp bunlarla bizi mutlu ederken bizi öyle mutlu ve güzel bir enerjide tutar ki yaşadığınız mucizelere siz bile inanamazsınız 🙂 Her sabah uyanınca şükretmeyi alışkanlık yapsak; sağlıklı olduğumuz için, sevdiklerimizle olduğumuz için, aklımız için ruhumuz için diye uzayıp gider liste. Biz anlasak da anlamasak da evren insana ihtiyacı olanı verir. Şükretmek için bahane arayan insan gün içinde bir çok şükredecek yeni oluşumları ekler listesine. Hata arayan bulur derler ya hani; eğer şu sıkıntım var, şuna sahip değilim, bilmem kim bana böyle yapmıştı vs diye uzatırsanız listenizi evren yine sizin istediğinizi size verir yeni eksiklikler ve mutsuzluklar…

Yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile dolaşmak da mutlu olmamızda etken bir davranışdır. Bedenimiz ve duygularımız arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Nasıl ki dik duruş özgüveni tetikliyorsa, gülümsemek de kendimizi mutlu hissetmemize neden oluyor.

Şükretmek neden bu kadar önemli merak ediyorsanız http://hayatenguzelhediye.com/sukretme-mucizesi/ bu yazımızı da mutlaka okuyun derim 🙂

Değişime Direnmemek

Mutsuz insanlar içinde bulundukları durumdan mutsuzdur ama değişmemek için de direnirler.Hatta bunu onlara söyleseniz. “Kim mutsuz olmayı ister ki benim mi elim de olan birşey mi sanki” diye bir de kızarlar. Ama parasızlık da dahil olmak üzere tüm sorunların temeli değişime direnmekte yatıyor. Mesela; işiniz ile ilgili sürekli şikayet edersiniz daha iyi bir iş bulmak için işten ayrılmazsınız. İşten ayrılmaktan ama krediler ama piyasa kötü vs. diye bahaneler ile güvenli bölgenizden çıkmaktan korkarsınız. Kötü bir evlilik içindesiniz ama kötü de olsa orada güvendesiniz bu yüzden evliliği bitirmek istemezsiniz. Oysa hayatınızın aşkına mutlu bir ilişkiye ulaşmak için önce bu ayrılık sürecini yaşamanız gerekir. Değişime direnmemek de mutluluk için önemli şartlardan birisidir.

Üreten, Çoğalan ve Çoğaltan Olmak

İnsanoğlu için üreten durumda olup bir planı, hedef ve amaçlar için yaşamak hayata bağlı olması için çok önemli bir kriterdir.  Sadece para için çalışmaktan bahsetmiyorum tabiki 🙂 İş, güç, para kazanmak, çocuk yapıp büyütmek her insanın hayatındaki sorumluluklardandır. Paraya hiç ihtiyacınız olmayabilir de…  Ama resim, heykel, el sanatları, sivil toplum örgütleri… artık hangi konuda yetenekli ve ilgiliyseniz konu o olsun. Ama illaki çok iyi yaptığımız birşey olsun! Spordan tiyatroya herşey olabilir. Yeterki o işi yaparken tüm dünyayı unutup sadece yaptığımız işe odaklanabilin 🙂  Emekliye ayrılanların nasıl bir anda mutsuz, depresif olup  hızla yaşlandıklarını hatırlayın isterseniz. Tabiki burada şu ayrımı yapmak lazım ki; her emekliye ayrılan bunları yaşamıyor 🙂 Emeklilik sürecinde planları olan eve kapanmak yerine bu hedeflerine koşanlar hiç de bu süreci yaşamıyor. Ne demiş atalarımız? İş biterse ömür de biter 🙂

Anı yaşamak

Anda kalmak, anı yaşamak, şimdiye odaklanmak… Son zamanlarda ne kadar çok duyuyoruz değil mi bu deyimleri. Ama hiç düşündünüz mü “anı yaşamak” nedir. Hani meşhur bir laf vardır. “Dün geçmişte kaldı yarın gelecek mi bilinmez bugünse aslolandır. ( Yada benim aklımda kalan anlam bu 🙂 )

İnsanların çoğu mutsuz insanlarınsa istisnasız tümü, ya geçmiş acılarına yorar zihinlerini yada gelecek endişesi ve kaygısına verir tüm enerjilerini… Oysa gerçek zaman “şimdi”dir.  İşe gidip, eve gelip, tatile gidip, arkadaşlarımızla buluşup hatta aşık olup en özel anlarımızda bile yaşarken kalp, ruh ve zihin olarak bedenimizin olduğu yerde olabiliyor muyuz?  Eğer bulunduğumuz ana odaklanıp mutlu olmayı başarır, bunu bir ruhsal disipline oturtup yerleştirebilirsek hayatımızda neler olacak biliyor musun? Örneğin şimdi mutlusun, bugün mutlusun diyelim. Yarın bugün dün de kalacak. Ve sen yarın yine anı yaşayıp mutlu olacaksın. Bu döngünün sonunda sen dün de de mutlu olacaksın bugünde de 🙂 Ve garanti ederim yarın da mutluluk seni bekliyor olacak 🙂

O zaman var mısın hemen şimdi başlayıp  her anın hakkını vermeye 🙂

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir